Birkaç damla gözyaşı dökülür belki o sokaklarda…
Hıçkırmak istersin ama yapamazsın kendini her sıktığında
Adımların ileri gider ama kalbin saplanıp kalmıştır eski günlere
Derin derin nefes alırsın ama nedense geri veremezsin
Sıcaktan bunalırsın ama buz gibi havanın farkına varamazsın
Haykırmak istersin avazın çıktığınca ama sadece mırıldanırsın
Anıları çağırırsın ama kendini kandırırsın
Dakikaları sayarsın ama kaç gün geçti hatırlamazsın
Kalbini yoklarsın ama içeride kimseyi bulamazsın
Bu dünyadan gitmek istersin ama bilet yoktur hiçbir yere
Yırtmak istersin kıyafetlerini ama zaten halin paramparça
Birkaç damla gözyaşı görülür belki o anlarda…
Bir sokak hayal edin, Gözlerinizi hayata ilk kez açtığınız veya ilk defa gördüğünüz kar tanesinin düştüğü karşı kaldırımı pencereden izlediğiniz. Okul servisini ilk kez karşılamanın hevesini de, köşe evdeki ilk aşkınızın heyecanını da sizinle paylaşan. İlk maaşınızın bereketine de, eşinizle kurduğunuz sıcacık yuvaya da kucak açan. ...ve bir sokak hayal edin. Doğduğunuz andan itibaren hep yanınızda olan, sizi her daim koruyan ve hayatı anlatan.
25 Eylül 2008 Perşembe
14 Nisan 2008 Pazartesi
Yetenek Sınavı
Sıra sıra dizili hayatlar var çevremde
Her biri kolluyor diğerini malı pahasına.
Bir orada, bir burada devinen avareler var her yerde
Her biri yokluyor cebini “-ah biri beş kuruş daha verse!”
Umutsuzca bakan yüzler, beyazın tonlarında suretler…
Renk veren tek şey ardında bıraktığın gölgeler.
Çok mu olumsuz oldum dersin?
Mimiklerin gamzelerini yar eylesin.
Gönül yapmak bize kaldıysa
Gel kayıp tonları katalım, gözler bayram etsin.
Mutluluk, keder, boş bu işler fani dünya
Ruh gözünle bak, görmüyorsan da kör olma.
Ver samimiyetini elini korkak alıştırma
Ver elini çekinme, kolunu kapmaz ya
Cesaret öğretiyoruz budur bizim okulumuz.
İnsan olma sanatını sıfırdan anlatmıyoruz.
Hamurunda yoksa boş yere başvurma
Çünkü sadece yetenek sınavı ile alıyoruz.
Her biri kolluyor diğerini malı pahasına.
Bir orada, bir burada devinen avareler var her yerde
Her biri yokluyor cebini “-ah biri beş kuruş daha verse!”
Umutsuzca bakan yüzler, beyazın tonlarında suretler…
Renk veren tek şey ardında bıraktığın gölgeler.
Çok mu olumsuz oldum dersin?
Mimiklerin gamzelerini yar eylesin.
Gönül yapmak bize kaldıysa
Gel kayıp tonları katalım, gözler bayram etsin.
Mutluluk, keder, boş bu işler fani dünya
Ruh gözünle bak, görmüyorsan da kör olma.
Ver samimiyetini elini korkak alıştırma
Ver elini çekinme, kolunu kapmaz ya
Cesaret öğretiyoruz budur bizim okulumuz.
İnsan olma sanatını sıfırdan anlatmıyoruz.
Hamurunda yoksa boş yere başvurma
Çünkü sadece yetenek sınavı ile alıyoruz.
30 Mart 2008 Pazar
-mişiz…
Biz ney’mişiz de haberimiz yokmuş!
Kim bilir kim’mişiz…
Tüket’mişiz koca bir kutu sevdayı da
Sev’mişiz hüznü, ağlamayı.
Eyle’mişiz gönlü hoş bir sohbetle
Benimse’mişiz rakıya meze olmayı.
Deliklere gir’mişiz her biri aydınlığa açılan,
Kapılardan geç’mişiz hep bir umut barındıran.
Kendimize gel’mişiz avucumuzdaki yaşları yüzümüze vurunca,
Öğren’mişiz kurulamayı ıslanmamışcasına.
Terk edil’mişiz belki o şehrin bir köşesinde,
Yine de vaz geçme’mişiz dik durmaktan bir tebessümle
Biz ney’mişiz de haberimiz yokmuş!
Kim bilir kim’mişiz…
Seven miy’mişiz yoksa sevilen mi dersiniz?
Üzen miy’mişiz yoksa üzülen mi?
Öğren’mişiz cevaplarını da bu soruların,
Sonunda geriye kalan hala “biz’mişiz” diyebilir misiniz?
Kim bilir kim’mişiz…
Tüket’mişiz koca bir kutu sevdayı da
Sev’mişiz hüznü, ağlamayı.
Eyle’mişiz gönlü hoş bir sohbetle
Benimse’mişiz rakıya meze olmayı.
Deliklere gir’mişiz her biri aydınlığa açılan,
Kapılardan geç’mişiz hep bir umut barındıran.
Kendimize gel’mişiz avucumuzdaki yaşları yüzümüze vurunca,
Öğren’mişiz kurulamayı ıslanmamışcasına.
Terk edil’mişiz belki o şehrin bir köşesinde,
Yine de vaz geçme’mişiz dik durmaktan bir tebessümle
Biz ney’mişiz de haberimiz yokmuş!
Kim bilir kim’mişiz…
Seven miy’mişiz yoksa sevilen mi dersiniz?
Üzen miy’mişiz yoksa üzülen mi?
Öğren’mişiz cevaplarını da bu soruların,
Sonunda geriye kalan hala “biz’mişiz” diyebilir misiniz?
19 Mart 2008 Çarşamba
9 Mart 2008 Pazar
Nafile Yıllar
Bir akşam vakti uğrar yalnızlık buralara
Sen yine yoksun ya ondandır içimdeki bu kargaşa.
Bir sevdaya kapılıp sürüklense de bu gönül ırmak misali serin sulara,
Son bir azimle tutunur belki kıyıdaki bir dala
Kaç zaman aldı bilir misin yeniden ayak basmak kuru toprağa
Kaç yara aldı görür müsün bu beden çırpınırken sarp kayalıklarda
Ya kaç kere güçlendi hisseder misin bu yürek cezalandırılmaya çalışıldıkça
Bilmesen de, görmesen de, hissetmesen de olsun
Yine de senin canın sağ olsun.
Biraz öksürüyorum doğru, sanma ki içim dolu
Göğsümde biriken sadece sevdamın tozu.
Savrulsa da birçoğu sağa sola
Bir tutam yeter gözü yaşartmaya.
Şu anda ya bunu okuyorsun ya da bir başkası
Kaçımızın var ki böyle bir sevdası.
“Ne kadar değer?” diye sorsan da birçok zaman
Nafile geçen yıllar da cabası…
Sen yine yoksun ya ondandır içimdeki bu kargaşa.
Bir sevdaya kapılıp sürüklense de bu gönül ırmak misali serin sulara,
Son bir azimle tutunur belki kıyıdaki bir dala
Kaç zaman aldı bilir misin yeniden ayak basmak kuru toprağa
Kaç yara aldı görür müsün bu beden çırpınırken sarp kayalıklarda
Ya kaç kere güçlendi hisseder misin bu yürek cezalandırılmaya çalışıldıkça
Bilmesen de, görmesen de, hissetmesen de olsun
Yine de senin canın sağ olsun.
Biraz öksürüyorum doğru, sanma ki içim dolu
Göğsümde biriken sadece sevdamın tozu.
Savrulsa da birçoğu sağa sola
Bir tutam yeter gözü yaşartmaya.
Şu anda ya bunu okuyorsun ya da bir başkası
Kaçımızın var ki böyle bir sevdası.
“Ne kadar değer?” diye sorsan da birçok zaman
Nafile geçen yıllar da cabası…
11 Şubat 2008 Pazartesi
Gök Kubbe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)